Minimalizme Giriş: Üç Zararlı Diyeti

İnsan olarak hepimizin hayatında sevdiği, sevmediği; sıkı sıkıya bağlı olduğu; kendisine yararlı veya zarar veren şeyler vardır. İşte bu noktada insanın hayatında kendisine zarar veren şeylerin farkında olması gerekiyor. Ben de hayatımda üç zararlı şeyin beni olumsuz durum ve duygulara ittiğinin farkındayım. Uzun zamandır bu üç zararlının diyetine girme niyetindeydim. Bu yazıyı da biraz olsun kendimi ve benim gibi düşünenleri motive etmek amaçlı yazıyorum.

Peki, nedir bu üç zararlılar?

İlk olarak “hep fazlasına sahip olma istediği”. Uzun zamandır bu kirlin suyun içinde debelenenlerdenim ben de. Ne kadar kaçmak istesem de yaşadığım çevre buna izin vermiyor. En başta bir alışveriş çılgınlığı sarmış dört bir yanımı. Çalışmaya ve kendi paramı kazanmaya başladıktan sonra bataklığa daha da batıyorum. Bu yüzden öncelikle yapmaya çalışacağım şey “az eşya” mottosunu hayatıma yerleştirmeye çalışmak. Bunun için alışveriş harcamalarımı kısmayı planlıyorum. Kıyafet, ayakkabı, çanta bir kadının vazgeçilmezleri arasında olabilir ama her şeyin fazlası zarardır. Para, zaman, huzur ve pek çok açıdan zararlıdır. Bu sebeplerden az ve öz mottosunu hayatıma entegre etmede ilk adımı atış bulunuyorum.

İkinci olarak hayatımıza kısa veya uzun süreliğine giren, çıkan uğrayan tüm insanları göz önünde bulunduruyorum. Yani “az insan” felsefesinden bahsediyorum. Yine az ve öz. Elbet hepimizin çok sevdiği, yakından tanıdığı, dertlerini paylaştığı kimseleri vardır. Bahsettiğim şey bu kişiler değil. Bahsettiğim, hayatınızda bir şeyleri alıp götürdüğünü düşündüğünüz, olumsuz, negatif duygularla sizi etkileyen kimseler. Sanırım bu maddeyi bir-iki yıl öncesinden itibaren yapmayı denedim ve başardım. Beni üzen, iyiliğimi düşünmeyen, kendi çıkarlarını her şeyin ve herkesin önüne koyan, bencil ve iyiliklerim karşısında kötülük bulduğum herkesi hayatımdan çıkarmış bulunuyorum. İçim, vicdanım ve tüm bedenim çok rahatız. Bence denemelisiniz. Bundan sonra da böyle olacağına dair sözü çoktan verdim kendime.

Son olarak ise belki de en büyük ortak noktamız olumsuz, kötü duygular… Bunlardan kurtulmak diğer iki maddeye göre daha zor sanırım. Bu yüzden kolaydan zora doğru bir sıralama yaptım. Aslında ilk ikisinden arındıktan sonra sona kalan şeyden de biraz arınmış oluyorsunuz. Bugüne kadar genelde neşeli, bazen depresif, arada konuşmayan, bazen ise çok konuşan, kendi halinde bir insan olarak tanındım. Yani öyle sanıyorum.  Emin olduğum şey ise içimdeki duygular sadece bana kalıyordu. Duygularımı açıkça dışarı vuran bir insan olmadığımı söylüyorum yani. Yaşadığım tüm olumsuz duygular çevremdekilerden ziyade bana zarar veriyordu. Öyle de olmasını istiyordum. Zamanla (belki de yaş ilerledikçe) aslında insanın kendisi dışında birkaç önemli şeye sahip olduğunun farkına vardım. Bu sebeplerden dolayı tüm olumsuz duygulara bir dur demenin zamanı geldiği kanısındayım. Bir anda olabilecek bir şeyden bahsetmediğimin farkındayım. Yine de vazgeçmeyi düşünmüyorum.

O halde bu yazıyı buraya bırakarak üç zararlı diyetine resmen giriş yapmış bulunuyorum. 🙂

Sevgilerle..

Reklamlar