Tarih Kokan Kent: Floransa

Floransa gezdiğim en tarihi yapısını koruyan kent. Tüm mimarisi, havası, yaşam tarzı bambaşka bir döneme götürüyor insanı. Kentte gezerken Rönesans döneminde Medicilerin iktidar entrikalarını kulaktan kulağa dinliyor, Leonardo, Rafael, Michalengelo gibi tarihe isimlerini yazdırmış büyük sanatçıların rekabetine tanıklık ediyor, her yanı ince işçilik kokan tarihi yapıların arasında, yeşil panjurlu evlerinde yaşıyor gibi hissediyor insan.
Gittiğimizde ne Milano gibi kasvetli ne de Roma gibi güneşli, aydınlık aksine hafif yağmurlu bir havası vardı. Bir kenti gezmek için yağmurun çok elverişli bir hava olmadığını düşünürüm. Ancak Floransa’ya en çok yağmuru yakıştırdım.
Gitmeden önce az çok, genel bir araştırma yapmıştım tarihi, gezilecek yerleri hakkında. Haftalarca gezsem bitmeyecek mekanlar, okusam zaman yetmeyecek bir liste çıkmıştı. Gezip döndükten sonra daha da tüm tarihini öğrenme isteği duydum. Hakkında pek çok hikayeler, tarihi bilgiler okudum ve sonrasında Floransa ile ilgili ne varsa ilgi odağım olmaya başladı. Bu yüzden bu yazım en tarih kokan yazı olacak sanırım.
Rönesans’ın doğum yeri ve bir dönem İtalya ‘nın başkenti olan Floransa’da gezip görülecek sayısız önemli yer var. Biz ise yaklaşık iki buçuk günde belli başlıcalarını görebildik.
İlk olarak soluğu en önemli ve bilinen meydanlarından biri Piazza del Duomo’da aldık. Floransa katedrali, Giotto’nun çan kulesi, vaftizhane ve opera del Duomo da bu meydanda.
 
 
 
Floransa’nın simgesi olan Floransa Katedrali birçok mimarın elinden geçmiş. İnşasına 13. y.y’da Cambio tarafından başlanmış. Çan kulesi ise Giotto tarafından inşa edilmiş. Kubbesi ise Brunelleschi ile bitirilmiş. Beyaz, pembe ve yeşil renkleri ve görkemi ile kilise bunu bir insan yapmış olamaz dedirtiyor. Ancak dışı ne kadar gösterişli ise içi bir o kadar sade. Kilisenin en önemli kısımlarından biri girşindeki saat. Güneşin batışına göre ayarlanan saat 15. y.y’da yapılmış ve hala çalışıyor. Diğeri de Vasari’nin yaptığı kıyamet günü freskleri.
  
Vaftizhane ise bronz kapıları ile meşhur. Michelangelo tarafından Rönesans’ın başlangıcı olarak anıldığından ve güzelliğinden dolayı Cennetin kapıları olarak adlandırılmış.
Cennetin Kapıları
Burada uzunca bir vakit geçirdikten sonra diğer önemli meydanı Signoria’ya geçiyoruz. Floransa’nın da 2. Büyük meydanı olan Signoria, Davut heykeli, Neptün çeşmesi, Vecchio sarayı gibi ünlü yapıları da barındırıyor.
İlk yapıldığı 14. y.y’da yönetim merkezi olarak kullanılan Vecchio sonra da belediye sarayı olarak kullanılmaya başlanmış.
Sarayın önünde ise Rönesans döneminin bir başyapıtı sayılan Michelangelo tarafından 14. y.y’da yapılmış Davud heykeli yer alıyor. 4 yılda tamamlandığı söylenen heykelin sol kolu Medici ailesine karşı başlatılan isyanlarda kırılmış. Rivayete göre de Leonardo Da Vinci bu heykeli çok kıskanıyormuş. Floransa’nın diğer sembolü kabul edilen heykelin orijinali ise koruma altında Floransa Akademi Galerisinde yer alıyor.
Davud Heykeli
Neptün havuzunun ortasında ise deniz tanrısı Neptün’ün heykeli, mermer atlar ve deniz kızları yer alıyor. Bu da diğer önemli heykeller gibi 14.y.y’da İtalya’nın altın çağı olan Rönesans döneminde Ammanati tarafından yapılmış. İki yılda bitirilen heykel ilk başlarda halk tarafından çokta beğenilmemiş hatta Michelangelo kıskançlıktan mıdır bilinmez Ammanati güzelim mermeri mahvetmişsin demiş.
Neptün Heykeli
Sabin kadınlarının heykeli. Romalılar erkek nüfusunun çok kadın nüfusunun ise oldukça az olduğu bir dönemde Sabin halkını bir şölene davet etmişler. Amaç ise Şölen sırasında Sabin kadınlarını kaçırmakmış. Daha sonra kadınları kurtarmak için ordu ile Roma’ya giden Sabin erkekleri geldikleri gibi gitmişler çünkü Sabin kadınları Romalı askerlerin yanında daha mutlularmış. Bu heykelde de bir Sabin kadını kaçıran Roma askeri ve altında ezilen Sabin erkeği tasvir edilmiş.
Sabin Kadınlarının Heykeli
Bu başyapıt ise benim en sevdiklerimden Medusa’nın kafasını kesen Perseus’un Heykeli. Medusa yılan saçlı, üç kardeşten ölümlü olanı, gözlerine bakanı taşa çevirebilen canavar bir kadındır. Rivayete göre deniz tanrısı Posedion Medusa’ya aşık olur, buna sinirlenen ve Medusa’nın güzelliğini kıskanan Athena onu bu duruma getirmiştir. Bu olaydan sonra çirkin olan zavallı Medusa’nın başı yine beladan kurtulmaz. Bir adanın kralı Perseus’tan Medusa’nın başını ister. Ona bakmadan Medusa’nın başını kesebilen Perseus’a Athena’da bu görevde yardım eder. Medusa’nın kesilen başından akan kanlardan ise Pegasos yani kanatlı atlar fışkırır.
Perseus’un Heykeli
O kadar çok hikaye barındırıyor ki bu kent sanat eserleri bunları anlatmak için her köşe başında bizi bekliyor.
 
Bu meydanda ki eşi olmayan heykelleri inceledikten sonra kentin yaşanılmışlıklarını yansıtan diğer bir tarihi mekanı Ponte Vecchio’ya yani Eski köprü’ye geçiyoruz. Arno nehri üzerinde bulunan köprü Floransa’da bulunan en eski ve en ünlü köprüdür. Onu en meşhur yapan özelliği ise üzerindeki Vasari koridoru. Mediciler için Arno nehri üzerinde Vecchio sarayından Pitti sarayına geçerken halk tarafından görünmemeleri için yapılan gizli bir koridor burası. Duvarları ise Medici ailesinin tabloları ile süslenmiş. Yapıldığından günümüze kadar üzerinde dükkanlar bulunan köprüden alışveriş yapılabilir.
Eski Köprü
Listemizde yer alan Eski köprü’ye de oldukça yakın olan Pitti sarayı bir sonraki durağımız oluyor. Hikayesi Medicilere duyduğum hayranlıktan ötürü de olsa gerek beni çok keyiflendiriyor. Pitti ailesi sadece Medicilere gösteriş için yaptırmaya başlıyorlar bu sarayı. Sarayın yapımı sırasında bankacı Pitti ailesinin iflası üzerine ise Cosimo Medici’nin karısı satın alıyor sarayı ve uzun yıllar boyunca Medicilere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca içerisinde Medicilerin sarayı almasından sonra yapılan meşhur Boboli bahçeleri bulunuyor. Şu anda sanat galeresi olarak kullanılan sarayda Medicilerin de birçok koleksiyonu bulunuyor ve halka açık.
Pitti Sarayı
Duomo’ya yakın görülmesi gereken diğer bir yapı Santa Croce Bazilikası. Önemli olmasının en büyük nedeni Galileo, Michelangelo, Dante, Machiavelli gibi birçok meşhur İtalyan sanatçının anıt mezarının da içinde bulunması.
Santa Croce Bazilikası
Rönesans döneminde sanatçılara en büyük desteği sağlayan Mediciler tarafından yapılan Uffizi sanat galerisi ve Davud heykelinin aslı gibi bir çok önemli sanat eserini görebileceğiniz Floransa Akademi Galerisi de gezilmesi gereken yerler arasında.
Bu şehri en güzel nereden seyredebiliriz ki… Tabi ki kentte en görülesi yerlerden biri Michelangelo tepesinden.
 
Michelangelo Tepesi
“Piazzale michelangelo tepesi’nden floransa’ya bakmak, hayatı hiç yaşamamış birinin dünyaya bakması gibi bir şey. Bir karışıklık, bir karmaşa, yekpare bir tek düzelik, her yerin her şeyin birbirine benzediği bir kaos. Uzaklarında ihtişamlı bir yükselti olan “floransa duomosu’su”.
Davud heykelinin bir kopyasının da bulunduğu meydanda birçok seyyar satıcı var. Hediyelik eşyalar almak isterseniz buradaki fiyatların şehir merkezine göre daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Floransa’nın yeşil panjurlu evlerinden ve merkezde aldığımız bir Toskana şarabından burada bahsetmiştim.
Ayrıca kent merkezinde artık İtalyan pizzasının da tadına bakmanın sırası geldi diyerek bir restorana dalıyoruz. Öyle vay İtalyan pizzası ne kadar lezzetliymiş tadı damağımda kaldı diyemiyorum. Bu yazıda da dediğim gibi Slovenlerin pizzayı daha güzel yaptıklarında hala ısrarcıyım.
İtalya Pizzası
Eğer İtalya’ya gitmek isterseniz Floransa’yı görmeden geldim demeyin. Umarım biraz da olsa şehrin ruhunu anlatabilmiş ve size gitmek için neden sunabilmişimdir.
Reklamlar