Mini Dizi: Amy Adams’lı Sharp Objects

3 günde bitirdiğim ve inanılmaz bir çekim gücüne sahip dizi Sharp Objects’ten bahsedeceğim. Başrolünde güzel oyuncu ve -bu rolde şimdiye kadar 5 kere Oscar’a aday olan ünlü Hollywood yıldızı- Amy Adams var. Suç, Gizem, Drama türünde çekilen dizinin ilk bölümü 2018 Temmuz ayında yayınlanıyor ve 8 bölüm sürüyor. Yani çok yeni, güncel bir yapım olan Sharp Objects Gillian Flynn’ın aynı adlı kitabından ekranlarımıza yansıyor.

Dizi Konusu

Camille Preaker yani Amy Adams, St. Louis Chronicle’da çalışan başarılı bir muhabirdir. Bir gün patronu, karakterimizi odasına çağırır ve ona memleketi Wind Gap’te geçtiğimiz sene bir kız çocuğunun öldürüldüğünü ve yakın zamanda yeni bir cinayetin daha işlendiğini söyler. Patronu Frank’in Camille’den istediği şey Wind Gap’e dönüp cinayetleri araştırması ve bunların üzerine bir makale kaleme almasıdır. Geçmişi travmalarla dolu olan ve bunların ciddi bir kısmını Wind Gap’le özdeşleştiren Camille, istemeyerek de olsa yola koyulur ve böylece hikaye başlar.

Sharp Objects İle İlgili Düşüncelerim

Dizinin ilk bölümünü izlerken doğrusu devam etmeden bırakmayı düşündüğüm çok an oldu. Filmin boğucu atmosferi o kadar iyi işlenmiş ki kasabayı çekici kılan tek detayın gizemli olayları ve insanları olduğunu ilk bölümden anlıyorum. Lakin bırakamıyorum çünkü beni çeken çok gizemli havası buna izin vermiyor. İkinci bölümü de izliyorum ve sonrasında yavaş yavaş dizi bende yer etmeye başlıyor ve bölümler ardı arkasıya izleniyor.

Karakterlerin psikolojik yönlerini, davranışlarının altında yatan nedenlerini, kasabanın bunaltıcı bir o kadar da meraklandırıcı havasını dizi o kadar iyi yansıtıyor ki kendimi kasabanın bir üyesi gibi hissediyorum. Üstelik diziyi izlerken arka fonda çalan hipnotize edici müzikler eşliğinde Camille ile birlikte kasabada sarhoş dolaşıyor gibiyiz adeta. Dizinin Led Zeppelin’den The Doors’a, Bob Dylan’dan Johnny Cash’e uzanan Sountrack’inin de beni diziye bağlayan ayrı bir neden olduğunu da belirtmeliyim.

Kasabaya geldiği andan itibaren neredeyse günün her saati sarhoş gezen Camille, ruhunda kopan fırtınaları, üstüne üstüne gelen çocukluk travmalarını, kardeşinin kaybını, annesinin soğuk sevgisizliğini, eski arkadaşlarının kıskançlıkları ile aldığı yaraları bastırmaya çalışıyor ama pek de başarılı olamıyor. Camille’in bastırdığı şeylerin nasıl bazen aniden su yüzüne çıkarak onu hazırlıksız yakaladığını, ne kadar çok içerse içsin, kendine ne kadar zarar verirse versin geçmişi ile baş edemediğini anlık flashbackler sayesinde anlıyoruz.

Kasabadaki asıl karakterlerin daha doğrusu ekrana yansıtılan ve daha çok göz önünde bulunan karakterlerin kadın olması ve erkeklerin de sadece onların etrafında boşlukları dolduran sıradan karakterler olması beni keyiflendiren ayrı bir kısmı oluyor. Nedeni ise dizilerde genelde erkek kadın ilişkileri erkeklerin çerçevesinden veriliyor ya da erkeklerin gözünden erkeklerin hayatları ekranlara yansıtılıyor ve çoğunlukla da boşlukları doldurması gerekenlerin kadınlar olması bekleniyor. Bu beklentinin tersini izlemek üstelik bu kadar iyi bir yapımda bu kadar iyi oyunculuklarla izlemek aşırı keyif verici.

Oyunculuklar demişken tek kelime ile muhteşemler. Tek bir pürüz olmaz mı bu konuda? Gerçekten yok. Kadınların performansları özellikle Adora’nın (Patricia Clarkson) ve Amma’nın (Eliza Scanlen) oyuncukları beni çok etkiliyor. Çünkü nedense Amy’i biliyorum ve olması gerektiği gibi oynadığını düşünüyorum. Ne eksik ne fazla. Lakin Amy’nin küçük kardeşi Amma ve annesi Adora yani dizideki kilit noktalar bence muhteşem bir dizi çıkmasını sağlamışlar. Amma’nın gereksiz yerde kıskançlıklarını, çekememezliklerini Eliza çok iyi yansıtmış. Adora ise zaten bu dizi benim için yapıldı benim asıl olay der gibi bir havada ve Patricia da bunu aynen bize gösteriyor. Bunlar dışında dizide oynayan birkaç erkek karakterin de çok iyi olduğunu düşünüyorum. Böylesi bir kadın dizisinde (kadınların dünyasını anlatan bir dizide) oynamayı kabul etmeleri de bence takdir edilesi. (Chris Messina yani Detective Richard Willis de bu yorumumu bekliyordu, teşekkür edecektir eminim iltifatıma karşılık.)

Dikkatimi çeken diğer bir nokta karakterlerin kişilikleri oluyor. Bir tane normal insan yok mu diye düşünüyorum. Gerçekten dizi belki de bu düşünceyi aşılamak istiyor. Herkesin hayatında sorunları, problemleri, yaşadığı sıkıntılar oluyor. Ancak dizideki karakterlerin sorunlarını abartmış olmaları gerçek olmayacağını da göstermiyor. Demek istediğim şey anne ve baba sevgisinden yoksun kalmış bir insanın kendine zarar vermesi dikkat çekmek amacı taşıyor ise bunun gerçek hayatta olmaması için hiçbir sebep yok. Sanırım normal ya da anormal, hastalıklı kelimelerinin karşılıklarını, hayatımıza yansımalarını sorgulatmak istiyor yazar ve dizi.

“Ben Persephone’yim: Yeraltı kraliçesi. Çok önemli bir herifle evlenmiş: Hades’le. Hades cehennemi yönetiyormuş ama ceza işlerinden Persephone sorumluymuş. Persephone için üzülüyorum, çünkü yaşayanların arasına dönse bile önceden bulunduğu yeryüzünden ondan hep korkmuşlar.” Amma

“Prenseslerin cadıların elinden kurtarılmasının gerektiği kaç tane masal var?” Amma

Küçük kasabalarda ki sorunların büyük şehirlerde ki sorunlardan daha derin ve duygusal olduğunu da anlatmak istiyor olabilir. Küçük Amerikan kasabalarının ne denli muhafazakar olduğunu görüyoruz dizi ile birlikte. Bu özellikleri de onları olaylar karşısında daha duygusal yapıyor bence. Sonuçta dizide Kansas City diye çağrılan dedektif Richard olaylara daha mantıksal bakmayı başarabilen tek insan olarak gözüküyor.

“Birisi sana ‘bless your heart’ derse, bil ki ‘fuck you’ demek istiyordur.” Amy

Dizi Devam Edecek mi?

Amy Adams’lı Sharp Objects‘in 2. sezon belirsizliği sona erdi. HBO imzasıyla ekrana taşınan mini dizinin ekrana veda ettiği açıklandı.

HBO müdürü Casey Bloys devam etmeme nedenini “Tüm oyuncuların ikinci sezonu istediği Big Little Lies’ın aksine Sharp Objects son derece karanlık bir karaktere ve hikayeye sahip. Amy daha fazla bu karakterin içinde yaşamayı istemiyor ve bu yüzden onu suçlayamam, bu bir oyuncudan çok fazla şey beklemek olur” şeklinde açıkladı ve ekledi: “Bu yüzden ikinci sezonu planlamıyoruz ve mini dizi olarak kaldığı için çok mutluyuz.”
Reklamlar