Gerçek Bir Hikaye: The Terror

Şu sıralar kaliteli mini diziler akıyor ekranlarımıza. The Terror de bunlardan biri. The Terror’un konusu yaşanmış, gerçek trajik bir hikayeye dayanıyor ve Dan Simmons’ın çok satılan kitabından uyarlanan dizi 1847 yılında geçiyor.

Dizi Konusu

İngiliz Kraliyet Donanması, Northwest Passage’ı bulmak için tehlikeli bir yolculuğa atılır. Ancak işler bekledikleri gibi gitmez ve Sir John Franklin komutasında Arktik’i geçmeye çalışırken kaybolan kraliyet donanmasına ait HMS (Her Majesty’s Ship) Erabus ve HMS Terror isimli iki araştırma gemisinin mürettebatının inanılmaz yaşam mücadelesini seyretmeye başlarız. Kaptan Francis Crozier dışında bulundukları durumun ciddiyetinin farkında olan kişi yoktur gemi mürettebatında. Sınırlı kaynaklarla zorlu koşullarda yaşamaya çalışan insanlar gittikçe umudunu yitirmekte günden güne paranoyaklaşmaktadır. Kraliyet Donanması’nın keşif yapmak için çıktıkları yolculukları zorlu bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür.

Spoiler ve Benceler

İnsanların ölüm ve bilinmeyenler karşısında ne kadar çaresiz olduklarını bir kez daha izleriz bu dizi ile. Sırf dondurucu soğuk değildir tabi ki mücadele ettikleri. Aynı zamanda yiyeceklerinin tükenmesi üstelik yedikleri konservelerde ki kurşunun vücutlarında ve psikolojilerinde ağır tahribatlar yaratması iyice durumlarının kötüye gitmesine neden olmaktadır. Bu kadarla da bırakmamış senaryo ekibi Tunbaaq adı verilen büyücünün tüm ekibin peşinden giderek tek tek onları öldürmesi ve ruhlarını alması işleri daha da sarpa sarar. Kutup ayısı görünümlü bu canavarın görüntüsü her ne kadar hafif ve sıradan yansıtılmışsa da diziye daha çok gerilim ve gizem katmakta fazlasıyla başarılı olmuş bence.

26 Mart 2018’de yayınlanmaya başlanan dizi hikayesi ve oyuncuları ile birlikte çok beğenilenler listesine girmeyi başarmış bile. Oyunculuklar demişken dizinin başrollerinde Jared Harris ve Tobias Menzies yer alıyor. Bu iki isim özellikle diziye başlamamda etkili oldu. Gerilim dolu dizinin oyuncu kadrosunda ayrıca Ciarán Hinds, Christos Lawton, Matthew McNulty, Adam Nagaitis, Nive Nielsen gibi isimler yer alıyor. Kısacası kadro harika. Oyunculuklar da mükemmel. Özellikle Adam Nagaistis’in performansı çok etkileyici. Uzun süredir hiçbir dizide kendisinden bu kadar nefret ettiğim bir karakter olmamıştı.

Beni en etkileyen olay ise filmin son bölümünde Francis’in gelen araştırma ekibine bütün herkes öldü kimse buralara bir daha gelmesin denmesini istemesi oldu. Koskoca gemi kaptanı nasıl anlatsın onca yaşadıklarını. Emri altındaki onlarca gencin soğuktan, açlıktan, hastalıktan sürünerek can verdiğini. Üstelik bir de canavarımsı bir şeyler dolanıyor ortalıkta. Kim inansın onun bu Tunbaaq hikayesine? Doğrusu bu kadar dürüst ve tüm sezon boyunca emrindekileri kurtarmak için mücadele eden, tek bir kişiyi geride bırakmayan bir kaptanın da böyle bir karar vermesi ve geri dönmemesi beni hiç şaşırtmadı.

Ayrıca James’in ölümüne yakın kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini açıklaması ve Francis ile tam bu noktada yakınlaşmaları beni çok üzdü. Geç kalmış bir arkadaşlık hüsranla bitti maalesef.

Gerçek hikayeye bakarsak ise hiçbir ekip üyesi bu keşif gezisinden sağ kurtulamıyor. İngiliz kaşif Sir John Franklin’in Kuzeybatı Geçidi’ni keşfetmek için yola çıktıktan sonra kaybolan iki gemisinden biri HMS Terror isimli gemi, 2016 yılında bulunuyor. Diğer gemi olan HMS Erabus ise 2014 yılında bulunuyor.

Neden İzlemeliyim?

Psikolojik tahlillerde en ince ayrıntısına kadar dikkat eden ve vermek istediği mesajı gözümüze sokmadan sindire sindire bize aktaran dizilere bayılıyorum. The Terror’den önce izlediğim Sharp Objects’te aynı bu havadaydı. Ağır bir tempoda insan psikolojisinin derinliklerini ince ince işleyen bir dizi. Üstelik her ikisinde de oyunculuklar, sahne çekimleri, verilmek istenen mesajlar tam yerinde.

Eğer siz de bu tarz dizileri seviyorsanız merakla her bölümünü izleyeceğinize eminim. Üstelik uzayıp sündürülmeden olması gereken bir şekilde final yapıyor ilk sezon. Dizinin devam edeceği haberi geldi gelmesine ama ilk sezonun devamı şeklinde olmayacak.

2. sezonun geleceğini çoktan haber eden AMC, yeni sezonda farklı bir konunun yeni karakterlerle işleneceğini duyurdu. Dizinin yeni sezonunda tarihin belki de en sancılı dönemlerinden biri olan 2. Dünya Savaşı yıllarına gideceğiz. Hikaye yine rahatsız edici olacağa benziyor çünkü haberlere göre Japon asıllı Amerikalıların Güney California’daki hayatlarından toplama kamplarına ve Pasifik’teki savaşa uzanan yolculukları ekrana gelecek. Dolayısıyla psikolojik yönünün bir kez daha ağır olacağı bir hikaye bizleri bekliyor.
Reklamlar