Müslüm: Konuşan ama Sesini Yükseltemeyen Bir Film

Müslüm Akbaş neden Müslüm Gürses Oldu?

Müslüm’ün neden Müslüm Gürses olduğunu ve daha önemlisi neden Müslüm Baba olduğunu bize anlatmaya ya da hissettirmeye çalışan bir film yapmak istemişler. Müslüm’ün neden Müslüm Gürses olduğunu anlıyoruz ama hissetmek noktası ben de eksik kaldı.

Babasının annesine ve kardeşlerine olan kötü, şiddet dolu tavrı, tüm yaşadıkları, Müslüm’ü derinden sarsan olaylar silsilesi bir bir anlatılmış filmde. Gözlerinin önünde annesinin gördüğü şiddet ve babası tarafından öldürülmesi, geçirdiği trafik kazası, ciğerim dediği kardeşinin ölümü hepsini izliyoruz. Bu olayların neticesinde ise müziğe sarılan Müslüm’ün şarkılarla hayata tutunma çabaları yansıtılıyor. Lakin yaşamın kıyısında yaşayıp kendi kendini var eden bir insan olarak yansıtılmış olması abartı değil mi?

Konuşan ama Sesini Yükseltemeyen Bir Film

Müslüm Gürses müzik kariyerine başladığından itibaren önce müzik hocasını, sonra küçük şehirlerdeki dinleyicileri, sonra Muhterem Nur’u ve nihayetinde tüm Türkiye’yi etkileyen, her şeyi kendi şekillendiren biri olarak görünüyor film boyunca. Müslüm Gürses’i övmek, yüceltmek adına yapılmış bir film olması değil beni rahatsız eden. Hayatında yaşadığı o kadar derin o kadar acı dolu bir yığın olay var ki hepsini içi boş bir şekilde sıralayıp işte Müslüm Baba böyle oldu demeleri beni rahatsız eden.

Filmde bir gram gözyaşı dökmedim, dökemedim. İlk yarısı olduğundan daha uzun sürdü gibi geldi. Film olacak bir hayatı varmış dedim, evet. Ama bu hayatın yanında çok yavan kalmış bir film izledim. O kadar çok malzeme, o kadar çok his var ki hayatında bir şeyler hep eksik kalmıştı filmde.

Müslüm Gürses’i gerçekten çok iyi tanıyan bir insan olmadığını düşündüm. Çünkü düşündüm ve filmde eksik olanın Müslüm’ün kendisi olduğunu fark ettim. Yaşadıklarından dolayı kendini dışarıya, çevreye kapatmış bir insan olabilir ancak filmlerin amacı bunların hislerini bize aktarabilmek değil midir? Müslüm’ün konuşmayan, sessiz, kendi halinde, kapalı bir insan olması bunun bahanesi olmamalıydı. En azından Müslüm’ün kendi sesinden bir şarkı duyabilirdik. Müslüm gibi konuşan ama sesini yükseltemeyen bir film olmamalıydı.

Şiddetin Geçerli Bir Nedeni Olabilir mi?

O kadar şey yaşamış ki Müslüm ne yapsa mübahtır diyelim mi? Ya da kimse kaldıramazdı bu yaşanılanları o üstesinden gelmiş bırakın içsin, bırakın karısını dövsün!? Babası bir sahnede kardeşin annene çekmiş oğlum, sen benim gibisin diyor. Babası gibi olmaktan korkan Müslüm’ün tam da babası gibi karısını dövmesi üzerine hissettiği hiçbir duygu yok mu yoksa bize mi yansıtılamıyor!

Ne olursa olsun bir filmde karısını döven bir kişinin bu davranışının yüceltilip bir bahaneye sığdırılması akıl işi değil. Sarhoştun, hiçbir şey hatırlamıyorsun değil mi? sözü bahane gösteriyorum size diyor. Kadına şiddeti meşrulaştıran hiçbir yapım benim gözümde ne yaparsa yapsın güzel gözükmüyor.

Bahsettiğimiz Müslüm değil bahsettiğimiz onu Baba yapan özelliklerinin tümünün yüceltilip yavan bir meyve tabağı gibi önümüze sunulması.

Eksik Bir Film

İzlediğime pişman mıyım, hayır. Müslüm Gürses’in yaşadıkları hakkında bilmediğim birçok şey öğrendim. Lakin sadece öğrendim. Babası annesini, kardeşini öldüren bir katilmiş onu öğrendim. Annesi her şeye rağmen çocuklarına sahip çıkmaya çalışan bir Anadolu kadınıymış onu öğrendim. Müziğinin başlamasına vesile olan kişiyi öğrendim. Ancak tüm öğrendiklerim içerisinde hiçbir şey hissedemedim. Bence çok güzel bir film olacakken, olamamış bir yapım. Keşke anlatmaktan çok hissettirseydi. Birkaç kelime konuşmak yerine bağırıp işte ben buyum diyebilseydi.

Reklamlar