Bir Yıldız Doğuyor Film Eleştirisi

2019’da izlenecek filmler listemde en üstte olan filmlerden biri de A Star is Born yani Bir Yıldız Doğuyor’du. Her filmin beni alıp farklı diyarlara, farklı yaşantılara götürmesi ve bambaşka deneyimler yaşatması en keyif aldığım şeylerdir. Bu filmde de yeni bir yıldızın doğuş aşaması sürükleyen bir hikaye ile oluşturulmuştu. Ancak büyük beklentilerle izlediğim filmlerin büyük hayal kırıklıkları yaşatması da bir o kadar haz etmediğim şeylerin başında geliyor. Maalesef Bradley Cooper’lı Lady Gaga’lı bu dram, romantizm filmi de beni aşağı çeken yapımlardan oldu. Nedenlerine gelmeden önce filmin konusundan bahsedelim kısaca.

Filmin Konusu

Jackson Maine (Bradley Cooper) çok ünlü ve sevilen bir Country müzik yıldızıdır. Fakat bütün bu üne rağmen özel hayatında mutsuz ve huzursuzdur. Alkolik ve uyuşturucu madde bağımlısı da olan Maine, bir gece, konser çıkışında tesadüfen uğradığı bir ‘Drag Queen’ barında, ufak bir gösteri yapan Ally’le tanışır. Ally’nin sesinden ve sahne performansından çok etkilenen Maine, onunla önce arkadaş ardından sevgili olur ve onun davet ettiği kendi konserinde sahneye çıkmasını sağlar. Bu performans herkesin ilgisini çeker ve Ally giderek ünlenmeye başlar. Ama aynı esnada, kötü alışkanlıklarından vazgeçmeyen Maine’nin kariyeri de önemli bir düşüş yaşamaya başlar. Bu iki karakterin arasındaki denge değişimi, ilişkilerine de ciddi anlamda hasar verir.

Film Eleştirisi ve Yorumlarım

Bradley Cooper’ın oyunculuk konusunda ne kadar yetenekli olduğunu zaten biliyorduk. Hem o sarhoş ve bağımlı halleri hem de Ally’ye olan aşkı ile bu filmde de döktürmüştü. Lakin yönetmenliği konusunda aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hikayenin bazı yerleri kopuk olmuş ve hızlı geçilmişti. Arasında bağlantı bulamadığım birçok sahne vardı. Filmden anlaşılan en büyük olay Bradley bu film ile çok fazla şey anlatmak istiyor ancak bunu nasıl yapacağını tam olarak bilmiyor oldu. Sahne geçişleri olsun, tam yaşatmak istediği duyguyu içimize işlemeye başladığı anda sahnelerin kesilmesi olsun, karakterlerin kısıtlı, içi boş gösterimleri olsun kopukluk içinde izledim filmi.

Bir de sanki film koşuyor da ben de arkasından yakalamaya çalışıyordum 2 saat boyunca. O yüzden de keyif, romantizm ve duygusallık yaşatması gerekirken beni çok yordu. Ancak ne olursa olsun Bradley filmi yönetmektense sadece oynasa daha iyi olurmuş diyemem. İlk yönetmenlik deneyimi olmasından dolayı mükemmel bir iş beklemiyordum. Sadece yönetmenimizin hikayeyi tam yerine oturtmakta kafası karışmış o kadar. Gerçi Bradley’i sevmesem bu kadar hafif bir eleştiri ile geçer miydim bilemedim.

Gel gelelim Bradley Cooper ilk filminde büyük ses getirmek istemiş olmalı ki bir dünya starını da başrolde oynatmış. Lady Gaga’nın güzel sesinden, büyük hayran kitlesinden ve ününden faydalanmak istemiş olmasını gayet makul karşılıyorum. Ancak Lady Gaga tek kelimeyle o rol için uygun değilmiş.

Bradley, bu benim ilk yönetmenlik denemem ve Lady Gaga’nın da ilk oyunculuk denemesi. Yani bu ilklerle bir ilke daha imza atıp ödüllerle harikalar yaratacağız diye düşünmüş olmalı. Ama olmamış. Çünkü her ne kadar Bradley’nin yönetmenliğini olumsuz eleştirip kötülesem de en sonunda bir ışık gördüğümü söyleyebildim. Lakin Lady Gaga için aynı şeyleri söylemem. Tek kelimeyle donuk, bomboş, duygusuz, hareketsiz bir karakter izledim. Filmin ilk başlarında yüzündeki estetiklerden dolayı bu kadar donuk sanırım dedim. Filmin ikinci yarısında biraz daha açıldı ve rahatladı sanki çekimler ilerledikçe. Yine de kendisinin muazzam bir ses sanatçısı olmasını bir yana koyarsak oyunculuk yapmasın lütfen.

Çekimler boyunca neler yaşandı bilemiyorum ama Bradley, Lady Gaga ile ikili ve duygusal sahnelerinde Gaga’dan çok kendini kameralara göstermiş. Bu bile kadının tek bir duyguyu yansıtamadığının kanıtı oldu benim için. Hele ki yatakta geçen ve Bradley’nin çok üzgün olduğu bir sahnede Lady Gaga’yı ve yüzünü öyle merak ediyorum ki ama kamera sadece bir kez gösteriyor onu. Bu kadar zorlama bir oyunculuk olacağına olmasaymış daha iyiymiş. Başka bir ünlü ses sanatçısının oynamasını tercih ederim.

Filmin en sevdiğim yanı ise müzikleri oldu. Lady Gaga’yı ve sesini çok severim. Müziğini eleştirmek haddime olamayacağı kadar. Konser sahneleriyle de oldukça keyif aldım. Aynı zamanda Bradley Cooper’ın oldukça güzel Country tarzına ait şarkılar söylediğini ve sesinin gayet iyi olduğunu da filmde görebiliyorsunuz. Şarkı söyleme konusunda uzunca bir süre eğitimler aldığını biliyoruz. Ancak eğitim almanın insandaki yeteneği ortaya çıkarma da bir etken olmadığının kanıtı Lady Gaga’nın oyunculuğu oldu benim için. Bradley ise sonsuza kadar şarkı söyleyebilir. 🙂

İzlemeli miyim?

Filmin pek çok yerinde ne kadar süresi kaldı diye bakmadım değil. Sonunu tahmin edebildiğim bir Yeşilçam filmi izliyor gibiydim. Tekrar izler miyim ise kesinlikle hayır. Ancak tavsiye eder miyim diye sorarsanız, eğer müzikali, romantizmi, dramayı bir arada seviyor ve Bradley’nin oyunculuğuna Lady Gaga’nın ise sesine hayransanız kesinlikle izlemelisiniz. Ben de o halde keyifli seyirler dilerim. 🙂

Reklamlar